Yüklenince oldu

Biz her ne kadar “Times İnönü’yü dünyanın en iyi 4. stadı olarak gösterdi “desek de bu doğru değil. Doğrusu şu: Times yazarı John Evans kendi köşesinde sadece kendi fikrince, kendi gezip gördüğü statlar arasında atmosferi en iyi 10 stadı sıraladı. İnönü’yü de 4. sıraya koydu. Yani Times’ın değil Evans’n övdüğü taraftar, stadı değil.
İyi bir santrfor şart

Beşiktaş seyircisiz gecede iyi bir futbol sergileyemediği maçı son 20 dakikada iki güzel golle kazandı.
Siyah-beyazlı takım ilk yarıda kopuk bir futbol sergiledi. Hücum girişimlerinde plan-program yoktu. Nobre’nin son vuruşta kaleci Ömer’den dönen organize atağı hariç başarılı bir hücum organizasyonu şekillenmedi. Bunda en büyük etken, Nihat ve Bobo’nun formsuzluğu, Nobre’nin düşük performansı ve Tello’nun verimsiz oyunuydu. İki ön libero ve defans bloğu ilk yarıda oyunu tutan isimlerdi.
2-0’ı ne sen sor, ne ben söyleyeyim

En çok sinirlendiğim laflardan biri, “Seyircisiz maçın tadı yok. Federasyon başka bir ceza sistemi bulsun” demeleridir.
Kimse, “Ceza almamanız için seyircinizi adam edin” demiyor.
Federasyondan önce, sen bir çözüm öner de görelim.
Nobre ortaya, Fink forvete…

Komik duruma düşersiniz, ‘gülerler’ yüzünüze değil de arkanızdan, tabii ki ayıp olmasın diyerek! Milyon dolarlar karşılığında genç oyuncu İsmail Köybaşı’nı ‘kurtarıcı’ olarak transfer eder de, jubile yapayım mı, yapmayayım mı serzenişini ‘jest’ ile aşırttığınız İbrahim Üzülmez’den ‘medet’ umarsanız…
Holosko tercihi

Seyircisiz maçların tadı yok, ama seyircisizliğin kimi zaman bir yararı olmakta: Saygı duruşu yapılırken ‘saygısızca’ sesler çıkaran densizler, ‘saygı göstermenin’ tadını kaçıramıyorlar.
İlk hafta beraberliğinden sonra Beşiktaş’ın daha diri, daha çalışkan ve üretken olması gerekirdi. Bunu aralıklı olarak kısa sürelerde hissettirdi. Özellikle ilk yarıda üstünlüğünü kabul ettirdiği bir belirgin dönem olmadı.
Devamını oku
Pazartesi sendromu

Galatasaray, Ali Sami Yen’de geriye düştüğü maçı çevirip 4 golle gösteri yapmış… Fenerbahçe son yirmi dakikada uyanıp Sivasspor’u şık gollerle üçlemiş… Diyarbakırspor, toplama takımla gidip Trabzonspor’un bileğini bükmüş… Bunlar iyi haberler değil Beşiktaş için. Haftanın son maçının hafta başında seyircisiz, hem de Antalyaspor’la oynamak o kadar kolay değil!..
Oynamadan kazanmak güzel

Beşiktaş sezonun ilk maçını seyircisinin geçen futbol döneminde 5 maçta küfürlü tezahürat yapmasının neticesi aldığı ceza sebebiyle boş tribünlere oynamak zorunda kaldı.
Takımını sevenler, sebep oldukları bu durum karşısında acaba kendilerini sorgulamışlar mıdır?
Devamını oku
Kartal, ‘Arap Atı’ gibi

Seyircisiz oynamak futbol adına bir zülüm. Bu işin tadı olmuyor. Çünkü futbolun o sıcaklığı seyircisiz kayboluyor. Denizli hocam, ofansif katkı sağlayacak çok oyuncuya şans verdi. Kafası karışık olan, ne istediği belli olmayan Bobo’ya ve çok güvendiği Nobre’ye son haftalarda form düşüklüğü yaşayan Tello’ya, bir de hazır olmayan Nihat’a Antalyaspor karşısında şans verdi. Bu kadar forvet oyuncusuyla oynamak, maçın kazananılacak olduğu anlamına gelmez. Bu oyuncuları daha eknomomik ve daha dengeli kullanmak lazım.
Devamını oku
Sessiz gecenin kahramanı Tello

Beşiktaş, geçen sezonun en keyifli maçlarını Antalyaspor’a karşı oynamıştı.
Kupa ve ligde tam 5 kez karşı karşıya gelen iki takım arasındaki maçların tümünü kazanan Beşiktaş harika bir bilançoyla bu işi kapatmıştı.
Devamını oku
Geç oldu Hocam!

BEŞİKTAŞ 3 forvetle oynadı. Nobre ortada, sağında Nihat, solunda Bobo…
Nihat ve Bobo, çizgide oynamanın sıkıntılarını yaşadılar. Passız ve topsuz kaldıkları dakikalarda hemen Nobre’nin yanına kaçtılar.
Çözemedim, bu kaçışların ve kanat değiştirmelerin nedenini. Bir sistem gereği miydi… Yoksa, keyfi bir davranışın isyanı mı?



